ÇSD DUYURUSU

İhracatımız iyi gitse de, üreticilerimizin sermayesi eriyor

 

Son beş yılda değer bazından ziyade miktar bazında daha çok ihracat yapıyor olmamamız, uzayan vadeler, artan ham madde ve lojistik maliyetlerini aynı oranda ürüne yansıtamıyor olmamız kar oranlarını düşürürken, sermayemizin de erimesine neden oluyor.

 

 

Bir önceki sayıda bu sütunlarda yazdıklarımdan çok farklı şeylerden bahsetmeyi umuyordum. Çünkü Türkiye başta olmak üzere dünya genelinde aşı uygulaması hızlanmış, kısıtlamalar kaldırılmış ve her şey normale dönmeye başlamıştı. Yeni yıl itibarıyla ihracatımızda yaşanan yükselişin, bu olumlu gelişmelere bağlı olarak devam edeceğine inanıyorduk. İhracat açısından hala umutlu olsak da yeni varyantlarla birlikte normalleşme açısından umudumuzu kaybetmeye başladık.

Yılın ilk altı ayına dair kaydettiğimiz ihracat verileri, 2019 ve 2020 yılının ilk altı ayına göre ihracatımızın büyümesini sürdürdüğünü gösteriyor. 2019 yılının ilk altı ayında 487,4 milyon dolar olan ihracatımız geçen yıl düşerek 383,4 milyon dolar olmuştu. İçinde bulunduğumuz yılın aynı döneminde ise ihracat, 2019’a göre yüzde 15, 2020’ye göre ise yüzde 46,2 artarak 560,7 milyon dolara ulaştı. İlk yarı verileri, yılın tamamında 1 milyar dolar ihracat bandını aşacağımızı gösteriyor.

İlk altı aya dair dikkat çeken bir detay ise; en fazla çorap ihracatı yapılan 20 ülke içinde sadece Romanya’ya yapılan ihracatta düşüş olurken, yüzde 170 artış olan ülkeler de bulunuyor.

Tablonun sadece bu kısmına baktığımızda çorap ihracatçısı açısından işlerin iyi gittiği düşünülebilir fakat tabloya gider kalemlerindeki değişimi ve vadelerdeki uzamaları dahil ettiğimizde geçmiş yıllardaki kârlılığı henüz yakalayamadığımızı söyleyebilirim.

Hiç şüphesiz her üreticinin kendine özel dinamikleri olsa da hemen hemen her üyemizin sıkıntısı ortaktır. Bu ortak sıkıntıların başında da son beş yıldır daha çok üretmemize ve satmamıza rağmen daha az kazanıyor olmamız geliyor. Son beş yılda ihracatımızın miktar bazında daha çok arttığını görüyoruz. Bu sadece çorap ihracatçıları için değil, konfeksiyon sektörümüz için de geçerli. Bu durum ilave ham madde ve lojistik maliyetleri de getiriyor. Çünkü daha çok üretmek için daha çok ham madde ve enerji kullanmak zorundayız. Hacim olarak daha çok kargo da daha çok nakliye masrafı anlamına geliyor. Ayrıca ham madde ve lojistik maliyetlerinde karşı karşıya kaldığımız fahiş artışları, aynı oranda maalesef ürüne yansıtamıyoruz. Bir de zaten uzun olan vadelerin pandemi ile birlikte daha da uzaması söz konusu. Finansman gücü olan üyelerimiz öz sermayesiyle, kredibilitesi olanlar da yüksek faiz oranlarıyla çarkı döndürmeye çalışıyor. Tüm bunlar da sektörümüzün sahip olduğu sermayeyi tüketmesini ve yeni sermaye oluşturmasını engelliyor.

Diğer yandan çorap ihracatımızın yüzde 80’ini gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakatı daha çok gündemde tutmaya ve bu çerçevede bazı ürünlerin ihracatında karbon vergisi uygulamaya başlayacağını açıkladı. Temmuz ayında da Cumhurbaşkanımızın imzasıyla ‘Yeşil Mutabakat Eylem Planı’ genelgesi yayımlandı.

Bu çerçevede bizim sadece teknoloji değil, üretimin daha çevreci olmasını sağlayacak yatırımları da yakında dönemde programa almamız gerekiyor.

Üreticilerimizin sermayelerinin eridiği bir dönemde, üreticiler olarak bu yatırımlara yönelmemizi sağlayacak teşvik sistemlerinin hayata geçirilmesi ve banka kredilerine ulaşmamızı kolaylaştıracak desteklere ihtiyaç duymaktayız.

 

Çorap Sanayicileri Derneği

Yönetim Kurulu Başkan

İlker Öztaş